İman Dostluktur “Kanki…” / Dr. Fatih Yunus Özel

İman dostluktur, sevgidir, aşktır kanki… Beraber geçirdiğimiz zamanlar ilmik ilmik sevgi doluydu… Birbirimize fedakârlık yapardık, birlikte gezer, birbirimizi kollar, kurda kuşa yem etmezdik… Birbirimize karşı dürüsttük, düşkündük, yalan söylemezdik, bir araya gelince gözlerimizin içi gülerdi. Birlikte dertlenir, birlikte sıkılırdık… Acın acımdı, neşen neş’em… Namusun namusumdu… Birlikte ne şarkılar dinledik, sevindik… Anamız babamız, bir de arkadaşımız vardı kanki… Abilerimiz, ablalarımız vardı bizi frenleyen, yol veren, yol açan… Örnek alırdık onları… Mahallemiz aynı olmasa bile gönlümüz birdi… Ben hukuk okudum, sen mühendislik, bir de iletişimci vardı hatırlar mısın? Sahi kanki, unutmadın değil mi o günleri… Geçen zaman, modern hayat, para ve makam, insanı yalnızlaştıran teknoloji bize birbirimizi unutturmadı. Sen biliyorsun kanki, hala sırdaşımsın, yoldaşımsın… Hak bizi birbirimize bağlamış, iyiliğe yönelmişiz, kimseyi incitmemişiz… Biliyorsun işte, aynı yolun yolcusuyuz, ahiret yoldaşıyız, iman kardeşiyiz… Beraber ölmek diye bir şey olur mu bilmem ama beraber yaşadık… Hukuk beni sosyal bilimlere, mühendislik seni hesaba kitaba ve analitik düşünmeye sevk etti biliyorum. Sonra ilmi zevklerimiz inceldi ve ben de insan ilişkilerine, psikolojiye ve kelama yöneldim… Allah ilminde nasibim olsun istedim. Sen ise evrendeki ince hesaplara, müthiş düzene kafa yordun. Yolumuz yine aynı yere çıktı… Bizi birbirimize dost eyleyene, bizi bizde var edene, bizi bizle yoğurana… Birbirimizi sevmekle O’nu sevdik, saydık ve tanıdık… İyi ki varsın ve iyi ki O (c.c.) var… Eşlerimiz de birbirini tanıyor ve ne güzel arkadaşlıklar kurdular... Ben bunu senden bilirim, sen ne dersen de… Sayende dostluk zinciri dört halkaya çıktı… Sıra çocuklarda kanki, bilemeyiz gelecek nesil nasıl olur, ama onlara bırakacağımız en güzel şey, bizim birbirimizle olan dostluğumuz. Hayatta yalnız olmadıklarını sadece sözle değil, eminim bize bakarak hissedecekler… İki ayaklarının üzerine basmayı belki de dost olarak öğrenecekler… Kimin fazlası varsa diğerine yardım edecek… Birbirinin sevincini ve acısını paylaşacaklar… Kim bilir belki de iki kız kardeşle evlenecekler… Hayal kurmak serbest kanki… Nereden de uydurdum, belki de biri, belki de ikisi de kız olur… Ama her hâlükârda dost olsunlar isterim… Dostluk gibisi var mı kanki… Birbirine güvenmek güzel şey, dürüstlüğüne, ahlakına, içtenliğine… Gerektiğinde alttan almak, affetmek… Kırılmamak… Birbirinin yanında saçmalamadan dostluk olmaz… İnsan olgun olmadan gerçek dost olamaz ki kanki…
Geçmişin değerlendirmesi, o yılların toyluğuyla hatırlansa da dünden bugüne “yüreğimiz” kaldı… Düşünsene, “ne zaman, büyüdük, adam olduk, içimize sıkıntılar doğdu… Çocukluğumda koştuğum o güzel bahçeler, keçi gibi tırmandığım ağaçlar, suyunda yüzdüğümüz havuzu unutmadım hala… Saflık ve temizlik böyle bir şey işte. O saflık ve temizlik, yeryüzüne yayılsa kötü mü olur? Ne dersin, iyilik ve dostluğu yeryüzüne birlikte yayalım mı? Dedem âlim adamdı… Bize bir gün Ahmet Yesevi’yi anlatmıştı… “Onun Orta Asya’dan attığı çomaklar Anadolu’da ağaç oldu” derdi. O zaman anlamamıştım… Meğer o da dostluğu ve sevgiyi yayarmış, kendisi gibi dost insanlar varmış çevresinde… Bazen dostluk bulutlarını sevgi yağmurlarına benzetirim… Bulut olmayınca yağmur yağmaz ki… Dostluk önemli. Sevdiğimizi, sevildiğimizi nereden anlayacağız? Unutulmayan tek şey dostluktur… Hz.Ebu Bekir’i bilirsin… Namına “sıddık” demişler… Çünkü o, Hz.Peygamber’in (s.a.v.) gerçek dostuydu. İlginç değil mi? Mevlana da aynı soydandı… Aşkın ve sevginin sembolü… İnsanlık onlarla olgunlaştı. Ahlaken yüceldi, duyguları inceldi, onlar sayesinde dostluk kemal buldu. Mevlana’ya da bir öğreten vardı kanki… Şems-i Tebrizî idi adı… Bilgi her zaman işe yaramaz, akıl da bir yere kadar… Gönülde muhabbet ateşi yanmazsa aklın dostluğu pazara kadar… Mezardan sonra ne var diye sormuşlar… Ne olacak dostluktan başka… Dünyada birbirine ülfet edip dostluk sofrası kurana ahirette bölüşecek çok şey var kanki… Her şey dostluktan geçiyor… Yoksa “Allah Dostu” diye bir kavram olur muydu? Aslında Allah insana dost, Allah insana velî… O yüzden “Allah mü’minlerin velisi” demişler… Hz.İbrahim’i bilmez misin? Bilirim bilirsin… Yüce yaratıcı ona “Halilim!” yani dostum dememiş mi? Dostluk olmasaydı yeryüzünde, Allah (c.c.) Hz.İbrahim’e “Dostum!” der miydi?
Yeryüzünde herkesin bir mesleği var. Onunla maddi rızkını temin eder. “Dostluk mesleği” manevi rızık değil mi? Lokmayı bölüşmek dedikleri şey, sakın, dostluğu bölüşmek olmasın… Kısacası “İman dostluktur kanki!..” Dostluğumuz bâkî kalsın kanki…