Bugün, insanlara Allah’ı (c.c.) hatırlatmak nedir? Yüreklere su serpmek, dertlere derman olmak, acılarını dindirmek, ümit ve güven vermek, kötülük yapmamaktır. Herkesin gönlünde bir şekilde “iyinin tanımı” kavram ve öz olarak mevcuttur. Bütün dinlerin, huzurlu toplumların üzerinde ittifak ettiği iyilik anlayışı bu değilse “iyilik hâli” nasıl tanımlanır acaba? Ceza durumları hep iyilik sınırları ihlal edildiğinde ortaya çıkmıştır, hem de kötülük yapılmadan önce. İnsanın içine sinen bu durum, başlı başına rahmet tecellisidir. Merhamet eden müteâl bir gücün yarattıklarına engin bir merhametidir. Sadece iyilik yapana değil içinden geçirene dahi pozitif bir ayrıcalık tanınırken, kötülüğü içinden geçiren ama yapmayana daha büyük bir değer atfedilir. Çünkü bir mücadele söz konusudur. Hatta sadece kötülük yaptıysa cezası söylenir ve yazılır. Kısacası manevi hayatın kuralları, insanı ve özelliklerini yaratan ve bilen bir güç tarafından konulmuştur. İnsana “başıboş bırakılmayacağı” (Kıyâmet, 75/36) en başında söylenmiş… Kaderciliğe düşmemesi, kendi iradesini inkâr etmemesi için her anını değerlendirmeye açık tutan, hayatın içinde büyük bir alan bu. Yaşamaya, zevk almaya, düşünmeye, huzura ve kendi değerlerini geliştirmeye alabildiğine açık…
İnsanlık belki de hiçbir devirde bu kadar problemli olmamıştı. Geçmiş asırların bütün dertlerini, problemlerini, hastalıklı durumlarını günümüzde gözlemlemek mümkün. Yine de dikkat ederseniz; haksızlıklara, kötülüklere, adaletsizliklere karşı topluca tepki veren nitelikli kalabalıkların sayısı hiç de az değil. Hatta gücü olanın iyilik yapmaya devam ettiği ve hem tevazu hem merhamet gösterdiği durumlar büyük takdir topluyor. İnsan ruhunun iyiliğe aç ve iştahlı olduğunu gösteren bu fotoğraflar, önümüzdeki zaman diliminde yaygınlık kazanırsa insanlığın geleceğine dair güçlü bir ümit kapısı olabilir. Kötülüğü kaynağında kurutmadan da bu çabalar, toplumsal iyilik adına ancak bir başlangıç olabilir. “Ahir zaman” söylemini hak eden böyle ...
Yazının tamamını dergimizden okuyabilirsiniz.
