Feyz Köşesi
Başyazarımız
Yazarlarımız
Feyz Özel
Mülakatlar
Güncel Konular
Seçme Yazılar
İbadet ve Ahlak
Tasavvuf
Ariflerden İnciler
Örnek Hayatlar
Kıymetli Vakitler
Kıssadan Hisse
Fetvalar
Sizden Gelenler
Kuruluşlarımız
Etkinliklerimiz
Duyurular
 
Başyazarımız 

  Feyz Dergisinin sahibi ve Başyazarı Seyyid Şenel İlhan' dır. Tokat'ın Reşadiye’ İlçesinin, eski ismi "Kotanı" olan Taşlıca köyündendir. Buraya da daha önceleri Suriye’ den gelerek yerleşmiş ve  "İmamlar ve Hatipoğulları" lakabıyla meşhur olmuştur bu seyyid sülalesi...

Feyz Dergisi'nin Misyonu 

   Kurucusu Seyyid Şenel İlhan Bey olan Feyz Dergisi'nin kendine has orijinal olan misyonunun temel referansları özetle şöyle sıralanabilir: 

Güzel Lisan: Gönüllü İnsan / Hüseyin USTAOĞLU 

Toplum hayatında insanların anlaşmasını ve birbirleri ile yakınlaşmasını sağlayan en önemli iletişim aracı dildir. Hiç kuşkusuz dil olmadan, insanlar kendilerini ifade edemediği gibi acı ve sevinçlerde de ortak noktayı yakalamaları mümkün olmazdı. Hal ve hareketlerle anlatılan iletişim çok sınırlı kalır; his, duygu, coşku, fikir ve düşüncelerimiz ifade edilemezdi. Bu nedenle dil, hayati öneme haiz bir iletişim ve aktarım aracıdır. Karşı tarafa bir mesajı ulaştırmak üzere kullanılan bu iletişimin sağlanması sözlü veya yazılı şekillerde mümkün olmaktadır.

Gönül Medeniyeti/Dr. Alper Yücel ZORLU 

Bir sohbet akşamıydı. “Cağaloğlu yokuşunda yürümek cesaret ister!” dedim dostlara. Hergün gidip geldiğim yol idi. Ama beni duygulandıran o zorlu yokuş değil, hep ama hep o zorlu inişti. Yokuş yukarı çıkarken bedenim zorlanır, inerken ise ruhum incinirdi hep. Üstelik, o güzel akşam saatlerinde, inerken şehrin hep birlikte yorulduğunu düşünürdüm. Herkes evine ulaşmak için tatlı bir heyecan ve yorgunluk içinde Cağaloğlu yokuşunu inerken, ben hayatın küçük karelerine dair düşüncelere dalardım içim sızlayarak…

Hz. Hüseyin(ra) ve Kerbela /Feyz Araştırma Grubu 

Hz.Peygamber’in (sav) Hz. Fatıma’dan (r.anha) torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın ikinci oğlu. Hicretin dördüncü yılı Şaban ayının beşinde dünyaya geldi.Hz. Hüseyin’in ismini Peygamber Efendimiz koydu. Hz. Hüseyin doğduğu zaman, Cebrail (as) gelip “Ya Muhammed! Rabbin sana selam söylüyor. Oğluna, şu Harun’un oğlunun ismini koy diyor” dedi.

İmam-ı Azam ve Ehli Beyt Sevgisi 

  İmam Azam, özellikle Emevî devrinde İmam Zeyd b. Ali’nin imamlığına zımnen bey’at etmişti. Hz. Ali’nin torunları, kendisi gibi birer birer şehit edilirken, Ebu Hanife, İmam Zeyd için şöyle diyordu; “Zeyd’in bu çıkışı –Emevî hükümdarı Hişam b. Abdulmelik’e başkaldırısı- Resulullah’ın Bedir günündeki çıkışına benziyor”. Ayrıca Ebu Hanife’nin İmam Zeyd’e maddi destekte bulunduğuna dair rivayetler vardır.

Örnek İnsan Hz. Muhammed Mustafa (sav) /M.Vasıf GEYLANİ Efendi 

Hazreti Muhammed (sav)’in, peygamberliğine ilk inanan insan, zevcesi Hz. Hatice’dir. Kendisi zevcinin nübüvveti hakkında zerre kadar şüphe beslememiş, bilakis ıstırap dakikalarında ona yardımcı olmuştur. Ona teselli vermiştir. Hazreti Muhammed (sav), ilahi vahyi telakki ederek insanlığı nasıl yükselteceğini düşünürken bu faziletli hanımı ona candan dost olmuş ve onu teşvik etmiştir. Onun Hz. Hatice’nin gözünden gizli kalacak bir hali yoktu. Bu böyle olduğu halde onun risalet’i Muhammediye’ye inanan ilk kimse bulunması, imanındaki samimiyetin en kuvvetli delilidir.

Yanlışın Gölgesine Bile Hayır / Şeyda DAL 

Hatalar, yanlışlar, günahlar… Ne kadar gerçekleşmesini istemesek de, önüne zor geçebildiğimiz beşeri zafiyetlerimiz. Kötülük, önce sahibini etkiler ve sahibine zarar verir şüphesiz. Fakat kötülüğün çapı büyüdükçe, sınırları genişledikçe, kötü eylemler ya da hatalar diğer insanları da etki yönüyle hedef alır. Sosyal hayatın seyri, bizleri farkında bile olmadan diğer bireylerle etkileşim içine sürüklemektedir çünkü. Giyim kuşamımızla, konuşma tarzımızla, düşünce yapımızla başka kişileri etkileriz ve dışarıdan da etkileniriz. Toplumun düzeni ve şekli insanla karakterize olur. İnsan topluma can verir, renklendirir, kaliteyi artırır. Her manada standardı yüksek bir toplum, anlam dünyası geniş, algıları güçlü bireylerle sağlanır. Ve yine insan sebebiyle kalite düşer.

Zaman Mı Değişti Biz Mi?/ Halime ALÇAY 

   Hepimizin diline pelesenk olmuş bir cümle vardır, “Zaman zor zaman”. Bu cümleyi akademisyenden de çobandan da duyarız. Çünkü insanoğlunun yapısında potansiyel olarak sıkışınca kolaya kaçma eğilimi vardır. Bayılırız kabahati kendimizden çok başkalarında ya da başka şeylerde aramaya. Zamanın neyi değişti ki? Asırlar öncesinde de zaman aynıydı şimdi de aynı. Zaman birimi olan yıl hala 365 gün 6 saat, bir gün hala 24 saat. Ve hala zamanı bir salise bile geri döndürmek ya da ileri almak mümkün değil. Bu taş devrinde de böyleydi, uzay çağında da böyle. Zamanın terakki ettiğini ya da olduğundan aşağılara düştüğünü gören bilen var mı? Böyle bir şey mümkün mü? O halde değişen zaman değil ise ne? Aslında her çağda olduğu gibi değişen sadece insanlar. İnsanlar, insanilik çizgisinden çıkmadıkları sürece yaşanılan devirde -alışılagelmiş tabirle- zaman da kolay ve güzel oluyor.

Depresyondan Korunma Yolları / Doç.Dr. Sefa SAYGILI 

  Depresyon, düşüncelerimizi, inanışlarımızı, duygularımızı ve tutumlarımızı da etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu yüzden dünyaya ve problemlere bakış açımızı değiştirmemiz depresyondan korunmada önemli bir yer tutar.

Peygamberimizin (sav) Veda Hutbesi’nden  

Ey İnsanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücud bütünlüğünüz Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde; bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. Ancak İslam’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.

Feyz'den 223.Sayımız, Ocak 2010 Kapak  

Birbirlerine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar. -Kim o? diye seslenir içerdeki. -Benim, der kapıyı çalan. Diğeri ise -Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir. Aradan uzunca bir zaman geçer... Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını. -Kim o? diye sorar yine içerdeki. - Senim, der bu sefer. Ve kapı sonuna kadar aralanır.

Birlik ve Beraberliğin Prensipleri / Kasım YAĞCIOĞLU Efendi İle.. 

  Feyz: Yeryüzünde bir sürü alimler, hoca efendiler, bilim adamları var. Bunların Müslümanlığın geleceği için, Müslümanlar için, Müslümanların birlik ve beraberliği için yeteri derecede bir gayret göstermediklerini görüyoruz. Müslümanların kurtuluşunu bu manada neye bağlıyorsunuz. Müslümanlar nasıl bir yol haritası izlemeliler, ne yapmalılar?

Lokman(as) Oğluna Ne Diyor? / Ali Faik YURTÖVEN Efendi 

   Lokman’ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir; “Andolsun Biz Lokman’a Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her şeyden mustağnîdir, övülmeye lâyık olandır. Lokman, oğluna öğüt vererek. “Yavrum, Allah’a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür.” demişti. (Lokman, 31/12,13).

Beynimizin Mutluluk Penceresi / Ferit Delen (Eğitimci Yazar) 

FEYZ: İnsan beyni mükemmel bir yapıda yaratılmış ve insana sunulmuştur. Beynimizin zihinsel faaliyetlerinden bahseder misiniz? İnsanın kognitif yapısı birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Beynin bilgiyi işleme, düşünce süreçleri, hafızanın işleyişi gibi alanlarda araştırmalar yapmaktadırlar. Araştırmacıların bilinçaltı dedikleri dev bir arşiv var beynimizde. Mesela Dr. Grey Walter yıllarca yaptığı araştırmalar sonucunda beyin gibi bir makinanın yapılabilmesi için ne kadar paraya ihtiyaç olduğunu hesaplamıştır. Ve hesaplamaları sonucunda 300 trilyon dolar paraya gerek olduğunu söylemiştir. Bu makinanın çalışabilmesi içinde 1 trilyon wattlık elektrik ihtiyacı olacağını söylemiştir.

Cinsellik Nedir? / Feyz Araştırma Grubu 

Her insanın cinsel bir yönü, cinsel arzuları ve cinsellikle ilgili değerlendirmeleri vardır. Çocuklukta, ergenlikte, gençlikte ve evlilikte cinsel duygular, cinsel davranışlar ve cinsel sorunlar, kişinin mutluluğunu, sağlığını, başarısını etkiler. Cinsellik bu kadar önemli olmasına rağmen, cinsel eğitime gereken önemin verildiği söylenemez. Oysa cinsel eğitimin amacı, cinsel yönden sağlıklı bireylere ve dolayısıyla sağlıklı bir topluma ulaşmaktır. Bu amaca ulaşmak için cinsellikle ilgili gerekli bilgileri öğrenme, olumlu duygu ve davranışları kazanma çabalarının tümü bu çalışmanın ana konusu olarak belirlenmiş ve konunun uzmanları tarafından ele alınmıştır.

Toplum ve Kültür / Cemil MERİÇ 

Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalb, tek insan haline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. ister siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir. Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek. Türk’ü, Arap’ı, Arnavut’u düğüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşâda. Altı yüzyıl beraber ağlayıp, beraber gülmek. Sonra bu muhteşem rüyayı korkunç bir kâbusa kalbeden meşûm bir salgın: maddecilik. Tarihin dışına çıkan Anadolu, tarihin ve hayatın. Heyhat, bu çöküşte kıyametlerin ihtişamı da yok, şiirsiz ve şikayetsiz. (Bu Ülke - s. 179)

Konsantrasyon Oranını Arttırın 

Konsantrasyon beyni ayakta ve emre hazır tutar. Konsantrasyonunuzu ve dikkatinizi geliştirmek için aşağıdaki yollara başvurabilirsiniz:

Abdul Kadir Geylani Hz.'den 

Önce kendini düzelt : Ey oğul!  Önce kendi nefsine öğüt ver, kendi nefsini düzelt. Sonra da başkalarına öğüt ver, başkalarını düzeltmeye çalış. Sana önce kendi nefsinin özelliklerini, kendi nefsinin ne durumda olduğunu bilmen lazım. Kendinde ıslaha muhtaç bir hal var oldukça başkalarını düzeltmeye, başkalarına öğüt vermeye kalkışma. Eğer kendinde ıslaha muhtaç bir hal bulunduğu halde, bunu bırakır da başkasının ıslahına kalkışırsan yazık sana!

Kendinizle Barışık Olmak /Prof. Dr. Nevzat Tarhan  

Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Kendinizle Barışık Olmak” kitabında çocukların zihin yapısının gelişmesi ile alakalı detaylı bilgiler vermekte. Bu konuda yapılan araştırmalar göstermiştir ki ihmal edilmiş çocukların beyinlerindeki korteks bölgesinin % 20 daha küçük olduğu tespit edilmiş. Böylece çocukların gelişmekte olan zihin ve ruhlarının en büyük gıdası duygusal ilgi olduğu ispatlanmış durumda.

Ruh Sıkılır Mı? / Onk.Dr. Haluk Nurbaki 

Ruhun, nefsin elinden çektiği olaylarla, insanların ruhum sıkılıyor demesi ayrı ayrı şeylerdir. O sıkılan nefs’tir. Emr âleminden uzak kalmanın hasretini, hicranını çeker ki, bunu zaten nefsi kalınlaşmış insan fark edemez. Bütün ruhi sıkıntılar, hatta ruh hastalıklarının birçok kısmı tamamen nefse aittir, sapmadır.

 
 Üye Girişi
Son Eklenenler
Bir Ayet
Bir Hadis
Bir Söz
Feyz Anket
Feyz Dergisine abonemisiniz?
Evet aboneyim.
Hayır değilim.
İlk defa abone olmak istiyorum.
İstedim fakat ulaşamadım.
Önceden abonesiydim.
Tekrar abone olmak isterim.
Yeni sayılardan tek tek alıyorum.


Sonuçlar
Ziyaretçilerimiz
 
 


  ©2007 Tüm hakları saklıdır.