Sitenizi sürekli takip ediyorum. Ve derginizin de bir abonesi olarak Derginizdeki yazıları ilgiyle izliyorum. Ben Tasavvuftan uzak biri olarak konulara yakınlık duymaya başladığımı söylesem şaşırmayın. Böyle bitik bir dünyada değerli yazarlarınız tarafından yazılan makalelerinizi ilgiyle takip ediyorum. Takip ediyordum ki birden bir yazı ile karşılaştım. "Adam gibi figüran olmak" başlıklı yazınızı incelerken. Bazı olumsuz, yersiz tasavvufi manadan uzak tanımlarla karşılaştım.Bu yazıdaki kader tanımı kafamı karıştırdı.
Kader demek başımıza gelen her türlü olumsuzluğu, kötü durumu düzeltmeden bunu illa da yaşamak mıdır. Eğer öyle ise nerede kalıyor cüzzi irade külli irade.Ayağına kıymık battığında ayağındaki kıymığı çıkartmayıp, kendine acı çektirmek zulümdür diyen bir alim yazısı okumuştum. Şimdi hayatımızda da önümüze çıkan olumsuzluk ve kötü durumları neden düzeltme yoluna gitmeyelim. Bizim dinimiz yanlışı gördüğümüzde elimizle, dilimizle yada buğuz ederek düzeltmemiz gerektiğini belirtirken böyle bir kadercilik anlayışını anlamış değilim. Eşlerin Allahın bir hediyesi olduğunu düşünüpde Dünyada yapılan evliliklerin hiçbirinde aşkın olmadığını düşünmek hangi tasavvuf insanının düşüncesi olabilir. Ayrıca, yazıdaki birinci evlilikte mutlu olamayanların ikinci evliliklerinde de mutlu olamayacağı şeklinde kesin bir hükümle anlatım var. Bu kadar kesin bir yargıya hangi psikolog hangi araştırmacı varabilir.
Yazıları yayımlarken daha seçici olmanız konusunu sizlerden iyi bir okurunuz olarak ricacıyım. Bizim gibi cahil kesimi iyice çelişkiler içerisinde bırakan tümceler bunlar. Lütfen beni aydınlatın.. Şimdiden teşekkürler. |