Kötülük Üzerine Felsefi Mülahazalar / Prof. Dr. Aydın Topaloğlu

Kötülük Üzerine Felsefi Mülahazalar / Prof. Dr. Aydın Topaloğlu

Tarih: 2020-07-02

Korona virüsün dünyamızı kasıp kavurduğu bu günlerde pek çok insanın aklına haklı olarak yaşamın ne olduğu, iyi veya kötü neleri içerdiği ve olası zorluklarla bir insanın nasıl baş edebileceği sorusu gelmektedir. Bu bağlamda karşılaşmış olduğumuz salgın hastalık vesilesiyle kötülük sorununu ele almak istiyoruz. Şayet bu tür sorunlar felsefi değer taşıyor ve bir anlamda kötülük olarak değerlendiriliyorsa, kötülük diye bir şey var mıdır? Kötü nedir? Kötüyü tanımlayabilir miyiz?

Hiç kuşkusuz, kötü diye bir şey var ve biz bunu her gün görebilir, gözlemleyebilir hatta tecrübe de edebiliriz. Gözyaşının olduğu, kanın döküldüğü, çocukların acı çektiği veya acımasız bir biçimde öldürüldüğü bir dünyada kötü yok demek mümkün değil. Dolayısıyla kötüyü görmezden gelmek hatta yıkıcı sonuçlarını hayra yormak aşırı iyimserlik olacaktır. Ancak temel sorun kötünün varlığını kabul etmek veya onu görebildiğimiz kadarıyla betimlemek olmasa gerek. Temel sorun doğasının ne olduğu ve bizim bunu nasıl ifade edebileceğimizdir.

Çok şaşırtıcı olmakla birlikte kötünün kendi başına bir varlığının olmadığını söylemek durumundayız. Buradaki kendi başınalık, mutlaklık anlamındadır. Yani kötünün bağımsız ve kendinde bir güç olmadığıdır. Nitekim bizlere ürkütücü gelen karanlığın aslında bir mum ışığıyla dağıldığını biliyoruz. Karanlık kendinde bir varlık yani mutlak olsaydı, ışığın ona etki etmemesi ve etrafı aydınlatmaması gerekirdi. Yine bizi oldukça üzen ölüm hadiselerinin de aslında kendi başına bir değer taşımadığı, sadece yanan bir mumun sönmesi gibi, yaşamın sona ermesi olduğunu gayet iyi bilmekteyiz. Yine içimizdeki korkuların da aslında, bir şeyleri yitirmek kaygısından başka bir şey olmadığı açıktır. Buradan hareketle kötülüğün kendi başına bir tanımının olmadığı apaçıktır.

İnsanların kötü olarak düşledikleri, belki de korktukları konu aslında insanların Tanrı’dan uzak kalmak veya onun sevgisinden yoksunluk hissidir. Tanrı inancının olduğu yerde tıpkı karanlığın ışıktan dağılması gibi, korkunun da ortadan kaybolduğu çok açıktır. Sevgisizlik de aslında kendi başına varolan bir hususiyet değildir. Belki de çok erken yaşlarda anne şefkatinden mahrum kalmak, dahası anneyi yitirmektir. Kendi başına bir değeri bulunmamaktadır. Hep bir şeylerin eksikliği söz konusudur.

Kötünün kendi başına bir varlığının olmadığı, gücünün bulunmadığı hatta korkutucu etkisinin de kendince bir şeylerin ters gitmesi halinde ortaya çıktığı açıktır. Tıpkı virüslerin veya onların neden olduğu hastalıkların da kendi başına bir varlığının olmadığı gibi. Canlı varlıklar ve onları oluşturan hücreler olmasaydı zaten virüslerden veya bakterilerden de söz edemeyecektik.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Kendimize Bakarak Allah’ı (c.c.) Anlayabiliriz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Allah Teâlâ kendisini anlayabilmemiz için bize akıl, kalp, anlayış, idrak vb. tüm istidat ve kabiliyetleri vermiştir. Ama bu yeteneklerin farkına varmak ve bunları ...

Ehl-i Beyt’i Sevmek ve Ehl-i Beyt’in Hukuku / Prof. Dr. Murat Sarıcık

Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) Ehl-i Beyt’e dair muhabbetini açıkça izhar eylediği pek çok durum ve yerine göre de çevresindekilere uyarıları var. Bunu bir mümin ola...

Çünkü Kerbela Çok Büyük Acıdır

Arapça “sade” fiilinden türetilmiş olup sahip, melik, efendi, büyük bir topluluğu idare eden, kendisine itaat edilen kişi anlamlarına gelen “seyyid” ile yine Arapça...