İtikatta Azimet ve Ruhsat / Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

İtikatta Azimet ve Ruhsat / Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Tarih: 2019-02-01

“Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hâriç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Nahl, 16/106)

Tefsir kaynaklarımızda yukarıdaki ayetin iniş sebebiyle ilgili şöyle bir olay anlatılır: İlk Müslümanlardan olan Ammar b. Yasir (r.a.), Mekke’de İslâm’la şereflenen ilk kırk kişiden, Müslümanlığını ilan eden ilk yedi kişiden biridir. Babası Yasir ve annesi Sümeyye (r.anhüm), evlatları Ammar’ın İslâm’ı kabulünden hemen sonra Müslüman olmuşlardır. Ammar bin Yasir’in annesi ve babası, Hazreti Peygamber’in akrabaları ve yakın dostları dışında, İslam’ı kabul eden ilk kişilerdir. Bu İslam ailesi, sırf “Rabbimiz Allah’tır.” dedikleri için akla hayale gelmeyecek derecede Ebu Cehil ve arkadaşları tarafından ağır işkencelere maruz bırakılmışlardır. Mekke müşriklerinin işkencesi sonucunda Ammar’ın babası Yasir ve annesi Sümeyye (r.anhüm) şehit olmuşlardır. İslam’ın ilk şehitlerinden olan annesini ve babasını gözünün önünde kaybeden Ammar, müşriklerin yaptığı ağır işkencelere dayanamayarak, onların istediği Lât ve Uzza putları lehine, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in aleyhine sözleri söyler. İşkenceden kurtulunca soluğu Hz. Peygamber’in huzurunda alan Ammar b. Yasir, “Perişan oldum!” der ve başından geçen olayı Resul-i Ekrem (s.a.v.)’e bir bir anlatır. Bunun üzerine Allah’ın Resulü: “Kalbini nasıl buluyorsun Ey Ammar.” diye sorar. O da: “İmanla dopdolu buluyorum Ey Allah’ın Elçisi.” deyince, Resulullah Efendimiz şöyle buyurur: “Eğer bir daha seni yakalarlarsa aynı şekilde davran!” İşte bu olay üzerine Nahl suresinin 106. âyeti nazil olmuştur. (Bkz. Mâtürîdî, Ebû Mansûr, Te’vîlâtü’l-Kur’an, (Tahk. H. İbrahim Kaçar), İstanbul: Dâru’l-mîzân, 2006, VIII, 203)

İlk Müslümanlardan Ammar b. Yasir ailesinin yaşadığı durum ve bu durum üzerine inen bu âyetten hem İslam fıkhında ve hem de İslam Kelamında ikrah-ı mülci, azimet ve ruhsat gibi terimler geliştirilmiştir. İkrah, sözlükte; “bir şahsı hoşlanmadığı bir işi yapmaya zorlamak” demektir. İkrahtan söz edebilmek için, zorlayanın yaptığı tehdidi yerine getirebilecek güçte olması gerekir. Zorlanan kişinin de, tehdit eden kişinin tehdit ettiği şeyi yapacağına dair içine korku düşmesi ve bu korkunun etkisiyle fiili işlemesi gerekir. Tehdidin, zorlanan şahsın canına, malına ve yakınlarına yönelik olması ve zorlanan fiilin yasak veya zorlanan kişiyi külfet/meşakkat altına sokan bir eylem olması şartı vardır. İkrah, ikrah-ı mülcî ve ikrah-ı gayr-i mülci diye ikiye ayrılır. İkrah-ı mülci, ölüm veya bir uzvunu kesmek gibi kişinin canına veya bir organına yönelik bir tehditle zorlamadır. Bu, ihtiyarı bozar ve rızayı ortadan kaldırır. İkrah-ı gayr-i mülci ise, öldürme veya bir organı yok etme tehdidini içermeyen, dövme, hapis, bir kısım malı telef etmekle tehdit etmek gibi zorlamalardır. Ancak mülci ikrahın fiillere etkisi bakımından fiiller üçe ayrılır: (Bkz. Dini Kavramlar Sözlüğü, Ankara: DİB Yayınları, 2010, s. 304-305).

Birinci kısım fiillerde, kişinin ikrah-ı mülci halinde hem dünyevî ve hem de uhrevî cezası kalkar: “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Bakara, 2/173) âyeti buna delildir. İçki içmeye zorlanan kişi gibi. Bu durumda zorlanan, fiili işlemediğinden öldürülürse günah işlemiş olur. (Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 304-305)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Kul Olmak İçin mi, Nefsimizi Ululamak İçin mi İbadet Yapıyoruz?

Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden İslamiyet’in hangi amaçla geldiğini düşünmeyen, oradaki yüksek gayeyi hedeflemeyen kişi, ibadetleri kendini ululamak için ...

Modern İnsan Kendini Bulamıyor / Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç

Her insanın kendi gerçeğine, ontolojik hikâyesine, maddi-manevi serüvenine, kader bağlamında iradi olan ile kaçınılmaz bağına baktığımızda, bununla ilgili bir hakik...

Benliğin Cilveleri: Kendini Sabotaj ve Kendini Aldatma / Prof. Dr. Ahmet Akın

Kendine sabotaj yapmak ne demektir, insan neden kendine sabotaj yapar? Kendini sabotaj demek kendini yıkma, kendini engelleme, bir bakıma kendini bitirme demekt...