Reel Zihin Dünyasına Davet

Reel Zihin Dünyasına Davet

Dr. Metin Serimer

Tarih: 2018-10-01

Gerçeklikler üzerinden gitmek, paradigma dünyası, zihniyet türleri, bakış açısı, doğruluk, yanlışlanabilirlik, dürüstlük, metodik şüphe, rasyonelite, bilinemezlik, mutlak doğru, keskinlik, kesin inanç, fuzzylogic, dualizm, temel tercih, savunma mekanizmaları, dogmalar, mistisizm, ateizm ve inkâr, inançlılık, en doğru, kesin sonuç, soru işareti, bilimsel düşünce, pozitivizm, rasyonalite, boyut, evrenler, parapsikoloji, dinginlik, bilgi ve bilim, mantık ve felsefe, sonsuzluk gibi kelime ve kavramlar insan düşüncesini besleyen, yönlendiren ve karar vermeyi sağlayan unsurlar olarak karşımıza çıkmakta... Bütün bunlar, insana dair mi, insana kıyasla mı, insana rağmen mi ve en çok hangisi önemsenmeli?

Bazı sabiteler, bazı realiteler olmalı… Olmalı ki, insan, o sabiteler konusunda kendinden bile şüphelenmemeli… Yani o muhkem doğruya olan mesafesine göre “az” ya da “çok” diyebilmeli… Buna bir bakıma “ilkelere intisap” ya da “ilkelere aidiyet” diyebiliriz. İnsanın kendinden şüphelenmesi, denizin koktuğu yer demektir. İnsan kendinden ve Allah’tan saklayamaz… Bu gerçek, psikolojik kendiliğindenlik, kendilik psikolojisi gibi kavramlar üzerinde düşünmeyi gerekli kılıyor. Çünkü şu koca dünyada en büyük tehlike, kendini kandıranlardır… Çünkü dünya, bazı gerçeklerin test edildiği koskoca bir laboratuvar aynı zamanda… Hayatın da kendine ait bir ciddiyeti var ve bu laboratuvara, hayatın bize dokunan taraflarında, mutlaka bir kez uğruyoruz. O yüzden varız, hayat, bu vesileyle bize dokunmuş oluyor çünkü. Buradan geçerken, diğerleriyle tanışıyoruz. Bu tanışmanın genler nedeniyle olanına “akrabalık” deniyor. Bir gen bağı olmaksızın “duygularla” yüzleştiğimiz kişilere “dost” diyoruz. Sadece mekânsal beraberlik süreklilik arz ediyorsa en azından “arkadaş” diyoruz. Kültür ve medeniyet durumumuza göre de İbni Haldun’un deyimiyle “hadarî” ya da “bedevî” oluyoruz. Çadıra kalın bir direk çakmakla, sanat değeri yüksek bir ahşap oymasını izlemek arasındaki fark kadar fark doğuruyor bu. Bu arada inanç dünyamız var. Bazıları dogma, bazıları paradigma, bazıları gerçeğin ta kendisi… O yüzden, delilli dogmatiklik inanç olurken, delilsiz dogmatiklik ateizme götürüyor insanı.

Yeryüzünde ihlası, samimiyeti, içten bir sevgiyle yürüyen durumları, insanın yüksek rol yapma kabiliyeti nedeniyle hiçbir zaman gerçek anlamda görünür kılamıyorsunuz… Yeryüzünde “ihlas ölçer” bir alet de yok üstelik… Hiç şüphesiz, ihlas bu yüzden çok kıymetli… Kimde ne kadar olduğunu bildiğimiz bir şey değil çünkü… Zahirin estetik değeri, batının estetik değerinden az olmasa da içsel anlamda “ihlasın” temsili ve varolma biçimi hiç kolay değil. Zaten pozitivizm ve rasyonelite burada “cırt” ediyor… Çünkü onların o taraklarda bezi olması zor, hatta kendilerine göre de imkânsız… Şu yaşlı dünyada bu anlamda, izafi bir değer olarak “etik” de bir kıymete sahip… Ahlak ise insan ruhunun üst düzeyde temsili anlamında, temsilinin ancak ruhun derinliklerinde kaldığı mutlak doğru olarak muhkem ve ayrıcalıklı yerini koruyor. Sonuç olarak “lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden üstün” yine… Bu çok doğal ve söylemek istediğimiz de bu zaten. Zor olanın ve hakkı verilmesi gerekenin üstün oluşu bir o kadar doğal çünkü. Kolay olsaydı herkes başarırdı. Bunun test edilebildiği önemli bir sonuç, “ferasetin” herkeste olmaması…

Her gün insanların öldüğü bir dünyada, nefer nefer geldiğimiz bir âlemde, nefer nefer ölümü de bizzat yaşadığımıza göre, dünyanın bir başlangıcı olduğu, bilim denen deneysel realiteyle çok keskin bir biçimde bilindiğine göre, dünyanın bir sonu olacağı da artık çoktan bir kesinlik kazandı. Yüksek dağlara, aldığımız lezzetlere, nefes alıp vermemize bakarak, “dehriyyun” ve “zevkçi” bir kafayla insanoğlu, her şeyin bir sonu olduğu bilgisini, kendini kandırmadan kaç kez reddedebilir ki… Her red, kendini defalarca inkâr anlamına geliyorsa, buna sadece melekler gülmez, insan aklı ve ruhu bu durumda ancak sessiz kahkahalar atar… Gerçek, ne bağırarak ne bağırtarak ele geçer. Zaten vardır…

Aynadaki Öteki

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Reel Zihin Dünyasına Davet

Gerçeklikler üzerinden gitmek, paradigma dünyası, zihniyet türleri, bakış açısı, doğruluk, yanlışlanabilirlik, dürüstlük, metodik şüphe, rasyonelite, bilinemezlik, ...

Şenel İlhan Beyefendi'ye Dair

GÖKLERDEN BİR DAMLA, YERLERDE BİN HALKA… Seyyidimizi takdim sadedinde bir şey söylemek istenseydi, herhalde “Bu eser insana seslenmektedir.” diye başlardı. Biz ...

Günümüzde Ehl-i Beyt'e Karşı Mesafe ve Duruş Sorunlarımız

Her Müslüman’ın kendinde temsil yetisi ya da yetkisi bulup din adına konuştuğu şu ortamda, tüm bunlardan bağımsız olarak sahih bir duruş sergilenecekse, Ehl-i Beyt’...
Tüm Yazıları