Vicdan Aydınlığında Yol Almak / Doç. Dr. Adem Ergül

Vicdan Aydınlığında Yol Almak / Doç. Dr. Adem Ergül

Tarih: 2018-07-02

Hayat serüveninin, yapayalnız yürünebilecek derecede emniyetli ve rahat bir yolculuk olduğu söylenebilir mi? Elbette böyle bir iddia hayat gerçekleriyle bağdaşmayacaktır. Yanlış yollara sapmadan, tökezleyip uçurumlara yuvarlanmadan, istikâmet üzere hedefe doğru istikrarlı bir şekilde ilerleyebilmek, herkesin kolayca başarabileceği bir mesele değildir. Hele bu yolculuk, Cennet’i ve Cemâlullah’ı hedefliyorsa, zorluklar, daha da sarp bir yokuş haline dönüşür. Zira böyle bir seyr ü seferin tuzakları çok daha farklıdır. Yol üzerinde pusu kurmuş, görünen ve görünmeyen insan ve cin şeytanlarının, şaşırtıcı ve saptırıcı vesveselerine, bir de öz nefsimizin düşmanca hileleri eklenirse, yolculuğun ne kadar zorlaşacağı tahmin bile edilemez. “Cehennem yolunun, insan nefsinin hoşlanacağı şeylerle, Cennet istikametinin ise hoşlanmayacağı şeylerle çevrili” (Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1) olduğunu ifade eden Peygamber beyanı, bu hakikate işaret eder.

Yarattığı tüm varlıkların, hayat yolculuklarında ihtiyaç hissedecekleri yol haritalarını, kendi özlerine bizzat lütfeden Rabbimiz, insanı da bu nimetten mahrum bırakmamıştır. Onu bir taraftan sözlü ve sözsüz (kevnî ve kelâmî) ilahi mesajlarıyla desteklerken, diğer taraftan da her zaman müracaat edip yolunu düzeltebileceği hassas bir pusulayı, onun özüne yerleştirmiştir. Bu pusula, paslanıp körelmemiş ve kilitlenmemiş hassas gönül cevheridir.

Kişinin kendini buluşu, sezişi ve bu sezişle eşya ve olayların içine nüfuz edişinin ünvanı olan bu cevher, idrak ve ötelere kapı aralayan ruhânî boyutumuzun en önemli mekanizmasıdır. Hak ve hakikat arayışında, insanın en önemli refiki olan bu şerefli suflörünün sesini duyabilecek bir kulağa sahip olanlar, en önemli yardımcılarından birinin kendi içlerinde olduğunu hissedeceklerdir. Şu nebevî beyanlar yüce Mevlâmızın bu mevhibesini hatırlatır:

“Gönlüne şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak!” (Buharî, Büyu, 3; Tirmizî, Kıyâmet, 60; Darimî, Büyu, 2.)

“İyilik (bir) güzel ahlâktan ibarettir. Günah ise göğsünü tırmalayıp içini rahatsız eden (âdeta içine oturan) ve insanların muttali olmasını istemediğin şeylerdir.” (Müslim, Birr, 14.)

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

İbadet Hayatımız Mezhepsiz Olmaz / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İçtihat yapacak ilmi olmayan kişilerin, yani İmam-ı Azam gibi İmam Şafi gibi din bilgisi olmayan Müslümanların mutlaka bir mezhebi taklit etmeleri gerekir… Mezhepsi...

Müslüman Ve Toplumsal Sorumluluk / Prof. Dr. Süleyman Uludağ

İslam’a göre herhangi bir dini kabul etmek, serbest düşünceye ve özgür iradeye dayanan bir tercihtir. Başka bir deyimle din bir gönül işidir. Dine bağlı olmanın tem...

Seyr-i Bedâi / Doç. Dr. Adem Ergül

Okumaktan mânâ ne, kişi Hakk’ı bilmektir Çün okudun bilmedin, ha bir kuru emektir. Bir hikmet ehlinin ifadesiyle “Şu âlem, âkiller için seyr-i bedâî, ahmakl...