İlahi Ayetlerle Diriliş ve Ülfet İksiri / Dr. Adem Ergül

İlahi Ayetlerle Diriliş ve Ülfet İksiri / Dr. Adem Ergül

Tarih: 2017-10-02

Rabbânî ve nebevî terbiye, insanı bütün fakülteleriyle dirilten ve aktif hâle getiren bir eğitim sürecidir. Bu terbiyede, sözlü ayetler (Kur’ân-ı Kerim) zihniyet inşasında ve hayatın Allah’ın razı olacağı bir çerçevede tanziminde çok önemli bir fonksiyon icra ederken; sözsüz ayetler meşheri olan kâinât da duyguların derinleşmesinde ve ulvîleşmesinde, İlâhî azamet, kudret ve hikmetin hissedilmesinde ve nihâyet ufuk ötesi seyahatlerde önemli bir rol üstlenir.

“İnsan, nazarla ve kelâmla mayalanır” sözü, terbiyenin en önemli sırlarından birine işaret eder. Her bir varlığın oluşumu, bir sözle başlar. Bu söz, Rabbimiz’in olmasını dilediği bir şeyle ilgili “Kün/ol” sözüdür. Başlangıcımız bir sözle olduğu gibi çoğu zaman inkişafımız, terbiye ve terakkimiz de sözlerle gerçekleşir. Yine aynı şekilde, sözün kaynağına ve muhtevasına bağlı olarak, yine çoğu zaman düşüşler, kayboluşlar ve sapmaların temelinde de sözler vardır. Öyleyse buluştuğumuz her bir söz, kişiliğimizi ihya ya da imhaya yönelik bir yapı taşı ya da helâk vasıtası gibidir.

Rabbimiz’in isteği ve rızası yönünde şahsiyetimizin teşekkülü bizim için önemli bir hedef ise o zaman bizi bu hedefe eriştirecek en önemli vesilelerden biri, O’nun sözü ile buluşmaktır. Zira her bir ayet, nefha-i İlâhîden bir cüzdür ki onunla nice ölü insaniyet hücreleri dirilir. Yaratılış çamurumuza üflenen/nefha ruh, nasıl bir dirilişe vesile oldu ise aynen bunun gibi her bir kelâm-ı İlâhî de hakikatimize can katan bir ruhtur. Nitekim Kur’ân vahyine “ruh” ismi de verilmiştir:

“İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık.” (Şûrâ, 42/52)

Evet, Kur’ân hem diriltici bir “rûh” hem de yol gösterici bir “nûr”dur. Öyle bir nûrdur ki onunla akıllar, doğru düşünme istidadı kazanır; duygular, taşkınlıktan ve sönüklükten korunur; davranışlar, yanlışlardan ve kabalıklardan kurtulur; İlâhî bir vitrin olan kâinat sergisi büyük bir anlam kazanır. Hülâsa karanlığın endişe, korku ve körlüğü gider, yerine aydınlığın sükûnet, huzur, neşe ve basireti gelir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Allah (c.c.) Çalışana Verir… / Seyyid Şenel İlhan’ın Sohbetinden

Allah (c.c.) zalimleri aslında zengin etmez ama çalışan, yani zenginliği hak eden zengin olur. Çünkü Allah (c.c.) ben çalışana veririm, vermezsem zulüm yapmış oluru...

İnanç Sapmaları Ve Deizm / Prof. Dr. Aydın Topaloğlu

Malum, yeryüzünde bir inanç haritası var, insanların bir inanç profilleri var ve genel inançlar var. Bulunduğumuz topraklar itibarıyla da İslam inancına sahip bir m...

Kur’an’a Göre Allah’ın Rasûlü / Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Âlemlere rahmet ve bütün insanlığa müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilen Allah Rasûlü (s.a.v.) aynı zamanda peygamberlik halkasının da sonuncusudur. Peygamberler...